Dolaşım Sistemi Konu Anlatımı

17.06.2020
A+
A-

Biyoloji ayt konu anlatımı, Biyoloji tyt konu anlatımı , Biyoloji yks konu anlatımı… Merhaba arkadaşlar sizlere bu yazımızda Dolaşım Sistemi hakkında bilgi vereceğiz. Yazımızı okuyarak bilgi edinebilirsiniz..

Dolaşım Sistemi

Metabolik faaliyetlerin devamı için gereken maddelerin ortama kazandırılmasını veya metabolik faaliyetler sonucu oluşan artık/zararlı maddelerin ortamdan uzaklaştırılmasını sağlayan sisteme dolaşım sistemi denir.

Dolaşım sistemi açık ve kapalı dolaşım sistemi olmak üzere ikiye ayrılır.

Açık dolaşım Sistemi

Bu tip dolaşım sistemi yumuşakçalar ve eklembacaklılar gibi omurgasızların büyük bir kısmında görülür. Bu canlılarda hemosöl olarak adlandırılan vücut boşluklarında dolaşım sıvısı organları doğrudan sarar (yıkar) ve kan (dolaşım sıvısı) ile interstisyel sıvı (doku sıvısı) arasında ayrışma yoktur. Bu birleşik sıvıya hemolenf denir. Hayvan hareket ederken oluşan kas hareketleri hemolenf hareketini sağlar fakat sıvı akışını bir bölümden diğerine yönlendirilmesi kısıtlıdır. Kalp gevşediğinde kan açık gözenekler (por) aracılığıyla kalbe döner.

Hemolenf vücudun içini (hemosöl) tamamen kapsar ve tüm hücreleri sarar. Hemolenf su, inorganik tuzlar ve organik bileşiklerden oluşur. Birincil oksijen taşıyıcı molekül ise hemosiyanindir. Kılcal kan damarları bulunmaz.

Ayrıca, hemosit olarak adlandırılan hücreler vardır ki bunlar hemolenfte bağımsız bir şekilde gezer ve antropod bağışıklık sisteminde rol alırlar. Kanın damarlardan geçerek vücut boşluğuna aktıktan sonra toplanarak kalbe dönmesidir. Açık dolaşım derisi dikenlilerde (deniz kestanesi,deniz yıldızı vb.), eklem bacaklılarda (örümcek, arı, sinek vb.) ve yumuşakçalarda (deniz anası, istiridye, midye vb.) görülür.

Kapalı Dolaşım Sistemi

Kapalı dolaşım sistemi; atardamar, toplardamar, kılcaldamar ve kalpten oluşur. Kan hep damar içinde olduğundan kapalı dolaşım sistemi, açık dolaşım sistemine göre daha hızlıdır; buna bağlı olarak kapalı dolaşım sistemine sahip canlıların metabolizması da hızlıdır. Hedef hücreyle kan temas etmez. Bu yüzden kılcaldamarların etrafında madde ve gaz alış verişini sağlayacak doku sıvısı bulunur. Toprak solucanı, ahtapot, bazı omurgasız hayvanlar ve bütün omurgalı hayvanlar kapalı dolaşım sistemine sahiptir.

Bazı canlılarda hem açık hem de kapalı dolaşım sistemi olmayabilir. Omurgasız hayvanlardan; sünger, sölenter ve yassı solucanlar bu tür, dolaşım sistemi bulunmayan, canlılara örnektir. Bu canlılar dolaşım ihtiyacını; difüzyon, osmoz ve aktif taşıma ile sağlar.

İnsanda Dolaşım sistemi

İnsanlarda 2 çeşit dolaşım sistemi bulunur. Bunlardan birisi lenf dolaşımı diğeri ise kan dolaşımıdır.

Kan Dolaşımı

İnsanda kan dolaşım sistemi kan, damarlar ve kalp olmak üzere üç temel ögeden oluşmaktadır.

Kalp

Göğüs boşluğunda iki akciğer arasında hafif sola eğik olarak yerleşmiştir.

İnsanda bulunan kalp 4 odacıktan oluşmaktadır. Kulakçık adını verdiğimiz toplardamardan kan toplayan yapılar, topladıkları kanı karıncık adındaki kalp bölmesine iletir. Karıncıklar atardamarlar aracılığıyla kanları ilgili organlara ulaştırır.

Kalp, üstte iki kulakçık, altta iki karıncık olmak üzere dört odacıktan oluşur. Sol kulakçık ve sol karıncıkta temiz kan (oksijence zengin kan), sağ kulakçık ve sağ karıncıkta ise kirli kan (karbondiositçe zengin kan) bulunur. Kulakçıklar ile karıncıklar arasında ve atardamarların karıncıktan çıktığı noktalarda kapakçıklar bulunur.

Kulakçık ve karıncıkları birbirinden ayıran kapakçıklar bulunur. Bu kapakçıklar kanın kalp içinde tek yönlü akmasını sağlar. Sağ kulakçıkta sağ karıncık arasında üçlü kapakçık (triküspit) sol kulakçık ve sol karıncıkarasında ise ikili kapakçık (biküspit, mitral) bulunur. Bu kapakçıklar, karıncıklar kasıldığında kapanır, kulakçıklar kasıldığında açılır.

Kalp, dıştan içe doğru perikard, miyokard ve endokard olarak isimlendirilen üç katlı bir yapıdan oluşmuştur.

Perikard: Kalbin dışını saran bağ dokudan oluşan çift katlı zardır. Arasında sürtünmeyi azaltan sıvı bulunur.

 Miyokard: Miyokard tabakası asıl kaslı kısımdır, istemsiz çalışır. Bu tabakanın kalın olduğu yerler daha güçlüdür. Bu yüzden karıncıklarda kalın, kulakçıklarda incedir. Aynı zamanda bu tabakada kalbin kendisini besleyen kroner damarlar bulunur. Kroner damarlar tıkanırsa kalp krizi gerçekleşir.

Endokard: Tek sıralı yassı epitel dokudan oluşmuştur. Bu tabaka kalbin iç yüzeyini örter. Aşınmayı önleyen kaygan bir yapı oluşturur. Kanın akışını kolaylaştırır. Kan damarları bulunmaz.

Kalbimiz Nasıl Çalılşır?

Kalbin çalışması otonom sinir sisteminin kontrolü altındadır. Kalp kası kasılıp-gevşeme hareketi yapar.Kalp kasının gevşemesi ile odacıklar kan ile dolar. , kalp kasının kasılmasıyla da odacıklar içindeki kan pompalanır.

Kulakçıklar aynı anda kasılırken sağda bulunan kirli kan temizlenmek üzere akciğere giderken , solda bulunan temiz kan vücuda dağılır. Gevşemiş olan karıncıklara sağ kulakçıktan ve akciğerden gelen kan dolar.

Kalbin ritmik kasılma ve gevşemesinin atardamarlarda hissedilmesine nabız denir. Nabız, kalp atış sayısını verir.

Kalp kaslarının kasılmasnda S.A. (sinoatrial düğüm)A.V (atrioventrikülerdüğüm) ve his demetleri rol oynar.

Kalbin kasılıp gevşemesi sırasında kanın atardamar duvarına yaptığı basınca tansiyon adı verilir.

Büyük tansiyon; karıncıkların kasılması sırasında kanın atardamar duvarına yaptığı basınçtır.

Küçük tansiyon; karıncıkların gevşemesi anında kanın atardamar duvarına yaptığı basınçtır.

Sağlıklı bir insanda dinlenme hâlinde büyük tansiyon 120 mm Hg, küçük tansiyon ise 80 mm Hg basıncındadır.

Kalbin Çalışmasında ve Yavaşlamasındaki Etkenler Nelerdir?

Çalışmasını Hızlandıran Faktörler

Kandaki CO2 miktarının artması veya CO2 seviyesine bağlı olarak ph düşmesi.
Adrenalin hormonu
Sempatik sinirler
Trioksin hormonu
Kafein ve nikotin gibi uyarıcı maddeler
Bazı ilaçlar

Çalışmasını Yavaşlatan Faktörler

Parasempatik sinir (vagus siniri) uyarısı ile salgılanan asetil kolin.
Vücut ısısının azalması
Ortam sıcaklığının belirli oranda artışı.
Ca++ gibi minerallerin eksikliği.

Damarlar

İnsanda atardamar, toplardamar ve kılcaldamar olmak üzere üç çeşit damar vardır.

Atardamar

Kalpteki kanı diğer organlara taşıyan damarlardır. Kanın akış yönü kalpten vücuda doğrudur.  Akciğer atardamarı hariç vücuttaki tüm atardamarlar oksijence zengin kan (temiz kan) taşır. Akciğer atardamarı ise kalpteki kirli kanı ( CO2 yoğunluğu fazla kanı) temizlenmesi için akciğere götürür.

Atardamarlar, kan götürdüğü organa göre isimlendirilirler. Lifli bağ doku, elastik lif içeren düz kas ve tek sıralı yassı epitel doku olmak üzere 3 kısımdan oluşur.

Yapısındaki elastik lifler sayesinde patlamadan yüksek kan basıncına dayanır.

Toplardamar

Kanı kalbe toplayan damarlara toplar damar denir. Akciğer ve plasenta toplar damarı hariç bütün toplar damarlar kirli kan taşır. Atar damardaki gibi 3 tabakaya sahiptir.

Toplar damarlardaki kan basıncı çok düşük olduğundan tek yönlü kapakçıklar bulunur. Basınç düşük olduğu için elastik lifler bulunmamaktadır.

Kılcaldamar

Genellikle atardamarlar ile toplardamarlar arasında bulunur. Tek katlı yassı epitel dokudan (endotel) oluşur.

Kan ile doku sıvısı arasında madde alışverişini sağlar. Toplam çap alanı (toplam yüzeyi) en geniş olmasından dolayı kan akış hızı en yavaş olan damarlardır.

Kan

Yetişkin bir insanda ortalama 5 litre kan bulunur. Kanın %55’ini plazma, %45’ini ise kan hücreleri oluşturur.

Plazma

 Kan dokunun sıvı olan ara maddesine plazma denir. Plazma, içinde bulunan çözünmüş proteinlerden dolayı sarı renktedir.

Kan plazmasının yaklaşık %90’ı su, %7’si protein (albumin, globülin, fibrinojen), geri kalan kısmı hormon, antikor, vitamin, amino asit, karbonhidrat, yağ,üre, ürik asit, enzim (sindirim enzimi hariç) gibi organik maddelerle sodyum, klor, magnezyum, bikarbonat gibi iyonlardan oluşur.

Kan proteinleri, kanın pıhtılaşması gibi bazı olayların gerçekleşmesinde rol oynarlar. Yapısında; albumin, globulin, fibrinojen ve protrombin gibi kan proteinleri vardır.

Kan Hücreleri

Kanın yaklaşık %45’ini oluşturur. İçerisinde alyuvar (eritrosit), akyuvar (lökosit) ve kan pulcukları (trombositler) bulunur.

Alyuvarlar: Oksijen ve karbondioksit taşıyan içerisinde hemoglobin pigmenti bulunan kan hücresidir. Kanda en çok bulunan kan hücresidir. Hemoglobinin içindeki demir sayesinde kana kırmızı rengini verir.
İnsanlarda olgun alyuvar hücreleri çekirdeksizdir. Bu sayede daha çok gaz taşınabilir. Deniz seviyesinden yükseklere çıkıldıkça oksijen basıncı düşer, nefes almanın güçleşmemesi için kandaki alyuvar sayısı artar.
Alyuvarlar kırmızı kemik iliğinde üretilir. Ömürleri 120 gündür. Ömrü biten alyuvarlar karaciğer veya dalakta parçalanır.

Trombositler: Kemik iliğindeki büyük hücrelerin parçalanmasıyla oluşur, renksiz ve çekirdeksizdir. 1mm (küp) kanda 150 bin – 400 bin kadar bulunur. Kanın pıhtılaşmasını sağlar. Yaklaşık bir hafta olan ömürlerini tamamladıklarında karaciğer veya dalakta parçalanır.

Akyuvarlar: Savunma hücreleridir. Vücutta enfeksiyon olduğunda akyuvar sayısı artar. Kemik iliği ve lenf bezlerinde üretilen akyuvarların çekirdekleri ve organelleri bulunur. Yalancı ayaklar oluşturarak aktif yer değiştirebilir.

Akyuvarlar granüllü ve granülsüz olmak üzere ikiye ayrılır.

Granüllü Akyuvar
Sitoplazmalarında granül adı verilen tanecikler bulunur.
Çekirdekleri boğumludur.
Kemik iliğinde üretilir.
Nötrofil, eozinofil, bazofil olmak üzere üçe ayrılır.

Granülsüz Akyuvar
Sitoplâzmalarında tanecik bulunmaz.
Çekirdekleri büyük ve yuvarlaktır.
Kemik iliğinde üretildikten sonra dalak, lenf düğümleri ve timüs gibi organlarda aktif hale gelir
Monosit ve lenfosit olarak ikiye ayrılır.

Kan Dolaşımı

Kanın vücuttaki dolaşımı büyük ve küçük kan dolaşımı olmak üzere iki şekilde gerçekleşir.

Küçük kan dolaşımı (akciğer dolaşımı): Kalp ile akciğer arasındaki kan dolaşımıdır. Kalpteki oksijence fakir kanın akciğer atardamarı ile sağ karıncıktan çıkıp akciğerlere giderek oksijence zenginleştikten sonra akciğer toplardamarıyla sol kulakçığa dönmesidir.

Büyük Kan Dolaşımı: Amacı oksijen yönünden zengin kanın vücuttaki hedef hücrelere gönderilmesidir. Kalbin sol kulakçığına gelen oksijence zengin kan sol karıncığa geçer. Sol karıncıktaki kanın aort atardamarı ile kalpten çıkıp, hedef hücreye veya dokuya ulaştıktan sonra, oksijence fakirleşerek ana toplardamarlar ile kalbin sağ kulakçığına döner.

Lenf Dolaşımı

Kılcal damarlardaki madde alışverişi esnasında doku sıvısına geçen küçük proteinler, akyuvarlar ve bazı maddeler kılcal kan damarlarına geri dönemez. İşte hücreler arası boşluklarda kalan bu doku sıvısının kan dolaşımına geri dönmesini sağlayan dolaşıma lenf dolaşımı denir.

Doku sıvısının fazlasını alarak ödemi engeller.
Lenf düğümlerinde lenfosit üretimi gerçekleştirerek bağışıklıkta rol oynar.
İnce bağırsaktan emilen yağ asitleri, gliserol ve yağda çözünen vitaminleri kalbe taşıyarak dolaşıma katar.

Lenf sıvısı , lenf damarı ve lenf düğümleri olmak üzere üç kısımdan oluşur.

Lenf sıvısı (Akkan)

İnsanda yaklaşık 1-2 litre kadardır. Kandan farklı olarak alyuvar ve birçok protein bulundurmaz, renksizdir. Damar dışında geç pıhtılaşır. Akyuvar bulunur. Bağışıklık sisteminde görev alırlar. Lenf sıvısını pompalayan bir yapı yoktur. Onun için dolaşımı yavaştır.

Lenf Damarları

Kan damarlarından daha fazla geçirgen yapıdadır. Tek ucu kapalıdır (atar ucu yoktur).
Lenf damarlarındaki sıvının akış hızını; hücreler arası sıvının basıncı, damar duvarlarının ritmik kasılmaları, iskelet kaslarının kasılması ve solunum hareketi gibi faktörler etkiler. Lenf damarlarının birleşmesiyle göğüs lenf kanalı ve sağ lenf kanalı adı verilen iki büyük lenf damarı oluşur

Lenf Düğümleri

Lenf damarlarının yoğun olarak birleştikleri küçük fasulye şeklindeki şişkin oluşumlara lenf düğümü denir. Lenf düğümleri en çok karın, kasık, boyun, koltuk altı, göğüs gibi bölgelerde bulunur. Örneğin Bademcikler, dalak, timus birer lenf düğümüdür.

Lenf düğümleri vücuda giren mikroorganizmaları yok etmek için süzgeç görevi yapar. Akyuvar (lenfosit) üretir. Ağır enfeksiyonel rahatsızlıklarda lenf düğümlerinde şişme görülebilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

BİR YORUM YAZIN